Değirmenin suyu...

harbidenhaber.com siteniz, mazideki ismiyle (haberkalem) tam 10 yıldır habercilik yapıyor ve bir tek reklam dahi almadı. İlkeli habercilik yaptığımız için fuhşiyatı bulaştırmak istemediğimiz için bu bedeli ödüyoruz Lâkin işi kendi tâbirleriyle «oyunun kurallarına» göre oynayan bazıları oyun içinde oyun kurup milyarları götürüyor.. Müslümanı gavuru, herkes de onları okuyor...

harbidenhaber.com siteniz, mazideki ismiyle (haberkalem) tam 10 yıldır habercilik yapıyor ve bir tek reklam dahi almadı. İlkeli habercilik yaptığımız için fuhşiyatı bulaştırmak istemediğimiz için bu bedeli ödüyoruz Lâkin işi kendi tâbirleriyle “oyunun kurallarına” göre oynayan bazıları oyun içinde oyun kurup milyarları götürüyor... Müslümanı gavuru, herkes de onları okuyor...

Mütevâzı haber sitesi dediğin harbidenhaber.com gibi olur. Bağımsız hem de tam bağımsız, ilkeli haber sitesi derseniz bu zaten tek bir tane google reklâmı bile almayan harbidenhaber.com’un tarifi olur...

Yáni dostlar, siteniz fuhşiyat içermiyor, kimseyi kandırmadan dosdoğru habercilik yapmaya çalışıyorsa bunun elbette bir bedeli var. Birileri gibi milyarlarla oynayamıyor, milyonlarca lira verip birilerini Çinlere kadar röportajlar için gönderemiyoruz...

O birileri kimler mi? Hepsini biliyoruz da bir tanesini ıcığına bıcığına kadar yazdı Y. Akit gazetesi yazarlarından bir arkadaş...

Yazının konusu T24 haber sitesi... Bu pek mütevâzı  (!) site, 1 Eylül 2009 tarihinde Türkiye'de yayına başlayan harbidenhaber siteniz gibi pek bi bağımsız (!) internet gazetesidir. Eski Tempo24 ekibi tarafından yayınlanmaktadır. Kurulduğu günden itibaren Alexa sıralamasında hızla yükselen bir grafik çizdi, ilk yüze kadar çıktı.

Neyse, YeniAkit’ten Zekeriya Say arkadaşımızın “Değirmenin suyu nereden geliyor, T24?” başlıklı yazısı ile sizi başbaşa bırakalım:

* * *

Doğan Akın. T24 Genel Yayın Yönetmeni.

1987 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Cumhuriyet gazetesinde stajyer muhabir olarak adım attığı gazetecilikte 30 yılı geride bıraktı.

11 yıl Cumhuriyet’te çalıştıktan sonra sekiz yıl da Milliyet’te Haber Müdürlüğü yaptı.

Tansu Çiller’i, “Devleti arpalık olarak kullanmakla” ve “kendi yakınlarını önemli makamlara getirmekle” suçladığı “yolsuzluk” haberleri sayesinde “Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü”ne layık görüldü.

Bu ödülü aldıktan sadece bir yıl sonra Anadolu Ajansı’nın “yönetim kuruluna” atanarak, “arpalık” olarak gördüğü devletin imkânlarından kendisi de istifade etti.

Doğan Burda Dergi Grubu’nda yayın direktörüyken dergi grubunun ilk haber portalı olan Tempo24’ü (www.tempo24.com.tr) kurdu.

2 Şubat 2009 tarihinde yayın hayatına başlayan Tempo24 haber sitesi, 4,5 ay sonra kapandı.

Doğan Akın, “kredi kartına taksitle” aldığı bilgisayarlarla, 1 Eylül 2009’da kendisine ait “T24” adlı haber sitesini kurdu.

Yıllarca “Doğan Holding” bünyesinde gazetecilik yapan Akın, “Holding medyasında çalışarak gerçek gazetecilik yapılamaz” diyordu.

Kendi sitesi T24’ü ise “Hiçbir kişi, kurum, kuruluş ve oluşumla doğrudan, dolaylı ya da rastlantısal bir ilişkisi bulunmayan bağımsız bir internet gazetesi” olarak tarif ediyordu.

Fakat! T24’ü kurar kurmaz ilk iş olarak bazı şirketlere gidip onlarla “kontratlar” imzalayıp, oradan elde ettiği gelirle haber sitesinin ayakta kalmasını sağladı.

 “Ağırlanmış gazeteci”nin “hiçbir şeyi sorgulayamayacağı” tezini savunan Akın, dönemin TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’e T24’te yazı yazdırarak, kendi sitesinde iş insanlarını ağırlamakta ise hiçbir sakınca görmedi.

T24’ü, “başını sokacak bir masal”a benzeten Akın, hak ettikleri reklamların kendilerinden esirgenmesine üzüldüğünü ifade etse de “Torunlar Holding’ten reklam almam” diyerek, güya kendince omurgalı bir duruş sergilemeyi de ihmal etmiyordu.

Halbuki geçmişte aynı duruşu pek sergileyememişti.

Misal; Cumhuriyet gazetesinde yaşanan meşhur “Hasan Cemal-İlhan Selçuk kavgasında” Mustafa Balbay ile birlikte İlhan Selçuk’un safında yer almıştı…

Sonrasında ise, T24’ün “tıklanma oranında” yüzde 25 katkısı olan Hasan Cemal’i göklere çıkarırken; Mustafa Balbay’ı “Ergenekon sanığı” olarak Silivri Cezaevi’ne gönderen “günlükleri” ilk olarak Doğan Akın yayınladı.

Zengin gazete sahiplerini “itibar dilenen budalalar...”, bu gazetelerde çalışanları ise “gazetecilik oynayanlar” diye yaftalayan Akın; T24’ün reklâm gelirlerinin, çalışanlarının ücretlerini, yol paralarını, sigorta primlerini, gelir vergilerini ve şirketin kurumlar vergisini ödemeye yetmemesinden de sık sık şikâyet ediyordu.

Hatta!

Yazarlarının çoğuna telif ödemesi dahi yapmadıklarını söyleyerek, “kıt kanaat” geçinen bir internet gazetesi olduklarını ima ediyordu.

Tabii… Bir yandan “parasızlıktan” hayıflanırken diğer yandan teknolojik olarak çok güçlendiklerinden, “Şu an Türkiye’de teknolojik altyapısı ve sosyal medya entegrasyonu en kuvvetli sitelerden birisi” olduğundan sitayişle bahsetmesi ise kafamı kurcalıyordu.

*

Derken… Bundan tam 10 yıl önce, kredi kartına taksitlerle alınan bilgisayarlarla kurulan ve ilk yıllarda geliri işçilerin yol parasına dahi yetmeyen T24’ün, geçtiğimiz aylarda sessiz sedasız bir şekilde, İstanbul’un tam göbeğindeki Taksim Meydanı’nda yaklaşık 170 metrekaralik “BİRİNCİ SINIF” lüks bir ofise taşındığını öğrendim.

Kira bedelinin oldukça yüksek olduğu lüks ofis, İş Bankası’na ait İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A. Ş.’ye (İş GYO) ait “Ofis Lamartine” adlı plazanın 7. katının tamamını kapsıyor. Birkaç ofis odası değil, koskoca katı kiralamışlar.

Tabii, taşınma işleminin öncesinde ofise yapılan tadilat da işin cabası.

Bundan on yıl önce, “Hiçbir kişi, kurum, kuruluş ve oluşumla doğrudan, dolaylı ya da rastlantısal bir ilişki” kurmayacaklarını iddia eden Doğan Akın’ın T24’ü, görüldüğü üzere on yıl sonra “rastlantısal(!)” bir şekilde “İş Bankası” ile aynı plazada, hem de birinci sınıf lüks bir ofiste faaliyet gösterir hale gelmiş.

Ofis kirasının üzerine 25 kadar çalışanın maaş, yol, yemek ve vergi giderleri ile binanın faturalarını da eklediğimizde, T24’ün giderleri pek “mütevazı” bir rakam tutmasa gerek.

Ayrıca… Listeye teknik, donanımsal ve yazılımsal giderleri…

Ve… Teyyy Kandil’e gidip orada sırf “gazetecilik” niyetiyle Murat Karayılan adlı teröristle görüşen Şirin Payzın’ın da maaşını eklediğimizde, Doğan Akın için ay sonları çok hareketli geçiyor olmalı.

Doğan Bey’in bu lüks taşınma için mutlaka bir açıklaması vardır ama içinde “bağımsız, bağlantısız” ve “rastlantısal” gibi kelimeler geçmeden İş Bankası’na ait ofisi doğru düzgün reklam dahi almadıkları için yakındığı bir dönemde hangi parayla kiraladığını nasıl izah edecek, doğrusu çok merak ediyorum…

Ve!.. Doğan Akın’a şu soruyu sormak istiyorum: Sahi, bu değirmenin suyu nereden geliyor? 17.10.2019

 

Haberi 17 Ekim 2019, 17:06 tarihinde Alperen Çelikbaş eklemiş,  ve 0 yorum yapılmıştır.
İlgili Diğer Haberler - TÜMÜ
YukarıGeriAna Sayfa

ALINTI YAZILAR

Tüm Yazarlar

YAZARLARIMIZ

Tüm Yazarlar

Facebook