SAKIN TERK-İ EDEPTEN

PEYGAMBER AŞIĞI NÂBİ'NİN NÂT'INDAN ALINACAK NE ÇOK DERS VAR.
Keşke hacılarımız kutsal topraklara gitmeden önce bu nâ'tı da ezberleyip öyle gitselerdi..
Peygamber makamının beş metre ötesinde gıybet eden hacılar gördüm ben..

Sakın terk-i edebden kûy-ı Mahbûb-ı Hudâ'dır bu

Nazargâh-ı İlâhîdir Makâm-ı Mustafâ'dır bu

Anlamı: Sakın edebi, saygıyı elden bırakma... (O ayaklarını uzattığın yer) orası Allah'ın Habîbi'nin mahallesidir.

Burası Hakk'ın tecellî ettiği, Habibine vahy ettiği mübarek ve kutsal bir yer ve burası o Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimizin makamının bulunduğu mekândır.

Hadise tamamen gerçektir… Ná’tın hikâyesi şöyledir...

Şair Nâbî¸ hacca niyet eder ve aralarında önemli devlet erkânının da bulunduğu bir kervanla yola koyulur. Medine'ye yaklaştıkça heyecanı artar şairin... Bu arada kervandaki paşalardan birinin deve üzerindeki tahtırevan içinde ayaklarını Medine'ye doğru uzatarak oturduğunu görür.

Bunun üzerine irticalen söylediği bir na'tla paşayı uyarır. Paşa¸ bu durum karşısında sinirlenir.

Şiir¸ o anda söylendiği için kervandakilerden başka bir kimsenin bu şiirden haberi yoktur. Medine'ye yaklaştıkları sırada sabah namazı vaktidir ve minarelerin birinden Türkçe bir kaside okunmaktadır. Bu¸ Nâbî'nin irticalen mola yerinde söylediği nâ'tın ta kendisidir.

Kervan doğruca o camiye yönelir. Müezzin minareden inince Nâbî¸ müezzine: "Bu Türkçe kasideyi nereden öğrendin?" diye sorar. Nâbî'nin kim olduğunu bilmeyen müezzin: "Bu gece rü’yâmda Peygamber Efendimiz bana ‘Ümmetimden Nâbî adlı bir büyük şair vardır ki benim hakkımda bir kaside yazmış¸ onu bu gece minareden okumanı arzu ediyorum.' buyurarak¸ bu beyitleri bana öğretti." deyince Nâbî sevincinden¸ heyecanından bayılıp düşer.

Kendisini uyardığı için Nâbî'ye biraz kırgın olan paşanın ise hali Nâbi’den daha iyi değildir… O da kendinden geçmiş; Nâbi’yi ve okuduğu ná’tın kıymetini müdrik olmuştur...

Biz¸ Medine için aydınlık şehir demişiz¸ kutsal topraklar demişiz. Buranın Müslümanlar için değeri hiçbir şeyle ölçülemez.

Nâb Medine'ye doğru ayaklarını uzatan kişinin şahsında bütün insanlara bir edep dersi vermek ister. Allah'ın Habîbi Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in mahalli ve Allah'ın nazargâhı olan bir yerde insan her hâli ile pür dikkat ve pür edep olmalıdır. Medine¸ mukaddes bir mekândır; çünkü burada Peygamberimizin kabri "Ravza-i Mutahhara" bulunmaktadır. Hacca giden Müslümanlar¸ bu mübarek şehirde bulunan yerleri ziyaret etmeyi vazife bilirler.

Medine seçilmiş beldedir; çünkü Peygamberimiz: "Beni ziyaret için gelip¸ başka bir iş yapmayarak¸ yalnız ziyaret edene¸ kıyamette şefaat etmek¸ bende hakkı olur." Ve "Bana selâm verene¸ ben de selâm veririm." demiştir.

Medine mübarek beldedir; çünkü Mescid-i Nebi buradadır. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Medine'ye varır varmaz¸ temelini takva üzere bina ettiği mescit burada bulunmaktadır. Efendimizin¸ yapımında bizzat çalıştığı ve ömrünün geri kalan kısmını geçirdiği¸ hayatının sonuna kadar imamlığını yaptığı¸ pek çok dinî¸ içtimaî¸ siyasî hadiseye sahne olan¸ çok sayıda dinî şahsiyetin öğrenim gördüğü mübarek mekân… Suffa ashabının sığınağı¸ ilmin beşiği¸ İslâm'ın ilk üniversitesi burasıdır. Bu yer hakkında Hz. Peygamber (s.a.v.)¸ "Evimle minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim de Havz üzerindedir." buyurmuştur.

Bu topraklar bir mü'min için son derece önemlidir; çünkü Efendimiz: "Mescidimde kılınan bir namaz¸ Mescid-i Haram hariç¸ başka mescitlerde kılınan bin namazdan hayırlıdır. Mescid-i Haram'da kılınan bir namaz da sair mescitlerde kılınan yüz bin namazdan efdaldir." buyurmuştur.

Nâbî'nin hassasiyeti milletimizin geneline şâmil yüce bir histir. Nitekim Osmanlı mühendisleri¸ Medine'de yatan Peygamber Efendimizi rahatsız etmemesi için büyük bir saygı örneği göstererek demiryoluna keçe döşemiş ve titretişimi engellemişlerdi. (Rahmetullahi aleyhim ecmain)

Sakın terk-i edebden kûy-ı Mahbûb-ı Hudâ'dır bu

Nazargâh-ı İlâhîdir Makâm-ı Mustafâ'dır bu

Nâbî'nin şiiri baştan sona bir bütünlük arz etmektedir. Gazelin diğer beyitlerini kısa açıklamalarla paylaşalım:

Felekdemâh-ı nev Bâbü's-selâm'ın sîne-çâkidir

Anun kandilidir hûr matla-i nûr u ziyâdır bu

(Gökyüzündeki hilâl¸ Hz. Peygamberin (salat’u selâm olsun ona), "Bâbü's-selâm" adındaki kapısının göründüğü yerdir. Bunun kandili güneştir; burası ışık ve nûrun kaynağıdır.)

Resûl-i Kibriyâ'nın hâbgâhıdır hakîkatde

Tefevvuk-kerde-i arş-ı Cenâb-ı Kibriyâ'dır bu

(Nâbî¸ Peygamber Efendimiz'in kabrinin bulunduğu yer için¸ Hz. Muhammed’in (sallallahü aleyhi ve sellem), dinlendiği yer; fazîlette arş-ı a'lânın bile üstündedir diyerek burasının ne kadar şerefli bir mekân olduğuna işaret eder.)

Bu hâkin pertevinden oldı deycûr-ı adem zâil

Amâdan açdı mevcûdâtdü çeşme tûtiyâdır bu

(Bu toprağın parlaklığından yokluk karanlıkları ortadan kalktı. Yaratılmış olan her şey¸ körlükten bu mukaddes topraklardaki sürme sayesinde kurtulup gözlerini açtı.)

Burada kutsal topraklarının insanlar için önemine dikkat çekiliyor. Hakîkatte buradaki göz¸ gönül gözüdür. Hac için kutsal topraklara gelen insanlar¸ buranın mânevî havasını teneffüs etmek suretiyle İlâhî bir vecd ile hakikatlere ulaşırlar; dolayısıyla hacıların gözleri açılır.

Müra'ât-i edeb şartıyle gir Nâbî bu dergâha

Mataf-ı kudsiyândır bûsegâh-ı enbiyâdır bu

Nâbî¸ edep hususuna bir kez daha dikkat çeker. Çünkü burası son derece edepli olunması gereken bir yerdir. Nâbî son beyitte şöyle diyor: "Ey Nâbî¸ bu dergâha edebini gözetmek suretiyle gir¸ çünkü burası meleklerin tavaf ettiği ve peygamberlerin (eşiğini) öptüğü yerdir."

Şair burada kendisine hitap ediyor gibi¸ ancak mesajı bütün insanlaradır.

Nâbî'ye göre Medine ve Mekke öyle mekânlardır ki¸ insanlarla birlikte melekler de orada tavaf yapmaktadır. Kâbe'nin duvarında bulunan ve Cennet'ten geldiğine inanılan Hâcerü'l-Esved¸ bugünkü bulunduğu yere Peygamber Efendimiz tarafından yerleştirilmiştir.

Nâbî¸ edebiyatımızda hikemî tarzda (bilgelik taşıyan beyitlerle dolu) şiirleriyle tanınan bir şahsiyettir. Nitekim bu “SAKIN TERK-İ EDEBDEN” gazeli de asırlarca dillerden düşmemiş hikmet dolu bir şiirdir.

Keşke hacılarımız bu şiiri de ezberleseler yola çıkmadan. Zira o mübarek Peygamber (s.a.v) makamının hemen beş metre ilerisinde gıybeteden hacılar gördüm bendeniz..

Ramazan Ercan BİTİKÇİOĞLU – basyazar@harbidenhaber.com

Haberi 20 Temmuz 2018, 10:12 tarihinde R. Ercan BİTİKÇİOĞLU eklemiş,  ve 0 yorum yapılmıştır.
İlgili Diğer Haberler - TÜMÜ
YukarıGeriAna Sayfa

ALINTI YAZILAR

Tüm Yazarlar

YAZARLARIMIZ

Tüm Yazarlar

Facebook